''Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir biçim vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.'' ( Furkan Suresi, 2)
16 yıl önce
''Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir biçim vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.'' ( Furkan Suresi, 2)


‘’ Gökleri ve yeri bir örnek
edinmeksizin yaratandır. O’nun nasıl bir çocuğu olabilir? O’nun bir eşi yoktur.
O, her şeyi yaratmıştır. O her şeyi bilendir. ‘’ ( En’am Suresi,
101)
Hayvanlar barınmak, karşı cinsi etkilemek, yumurtalarını barındırmak vs gibi nedenlerden ötürü yuva yaparlar. Mesela erkek dikenli balığı bitki parçalarını toplayarak böbreklerinden salgıladığı sümüksü bir maddeyle bunları birbirine bağlayarak bir tür yuva yapar ve yumurtalarını burada saklar. Peki bu balık böbreklerindeki salgıdan nasıl haberdar olmuştur? Ve bu salgıyı yuva yapımı için bu derece akıllıca kullanmayı nereden öğrenmiştir? Tabi ki balık tüm bunları düşünemez. Her canlıda olduğu gibi tüm bunları diken balığına ilham eden Allah’tır. (kaynak: Theama Larousse Tematik ansiklopedi, cilt:4, sy:142)
''Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.
O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca ‘Ol’ der, o da hemen oluverir. ''
( Bakara Suresi, 117)
‘’ Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler
vardır…’’ ( Nahl Suresi, 66)


‘’Allah yedi göğü ve yerden de onların
benzerini yarattı. Emir bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın
her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi kuşattığını,
bilmeniz ve öğrenmeniz için.’’ ( Talak Suresi, 12)

''Gökleri ve yeri bir örnek
edinmeksizin yaratandır... '' ( En'am Suresi, 101)
Avusturya’da yaşayan bir kaplumbağa türü, timsahlara yem olmamak için ağzı yerine altından nefes alır. Su dışında normal nefes alan Fitzroy Irmağı Kaplumbağası, su altında sindirim artıklarının tahliyesi için kullanılan deliğinden ( kloak) nefes alma yöntemini kullanarak uzun süre yüzeye çıkmadan durabilir. Kloaktan nefes alırken son derece ilginç bir yöntem kullanır. Bu kaplumbağa kloaktan pompaladığı sudaki oksijeni kalın bağırsağın son bölümü çevreleyen
Kertenkelelerin çoğu, zamanının büyük bölümünü yüksek sıcaklıkta, güneş altında geçirir. Ancak vücut sıcaklıklarını her zaman 40- 41 derecede tutmak zorundadırlar; yoksa ölürler. Kertenkelelerin nasıl olurda çok yüksek sıcaklıkta vücut sıcaklıklarını olması gereken seviyede tuttuğunu merak eden bilim adamları yaptıkları; araştırmalarda son derece şaşırtıcı bir sonuçla karşılaşmışlardır. Hayvan güneşte kaldığı her dönemden hemen sonra sanki vücut sıcaklığının arttığını ve bunun sonucunun ölüm olacağını bilircesine hemen gölgeye geçer ve burada beden sıcaklığını normal hale getirinceye kadar bekler. Sonuç da vücut sıcaklığı tam olması gerektiği gibi 40- 41 derece olmuştur. Tabi ki kertenkeleler vücut sıcaklıklarının yükseldiğini ve bunu düşürmeleri gerektiğini akıl edemezler. Burada yine üstün ilim sahibi Allah’ın kusursuz yaratması ile karşı karşıya kalırız. (kaynak: Gelişim Hayvanlar Ansiklopedisi, cilt:5, sayı:49 )‘’ Yaratan hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt
alıp düşünmez misiniz? ‘’( Nahl Suresi,7)

''Göklerde, yerde bu ikisi arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur.'' ( Taha Suresi, 6)




‘’…Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah’ındır; dilediğini yaratır. Allah her şeye güç yetirendir.’’ ( Maide Suresi, 17)



Karıncalarda koloni ilk olarak sadece ana karıncadan oluşur. Ana karınca yumurtalarına titizlikle bakar. Ve yumurtadan ilk olarak işçi karıncalar çıkar. Ana karınca işçi karıncaları erişkin hale gelene kadar diğer yumurtalarla besler çünkü artık işçi karıncalara ihtiyacı vardır. Bilindiği gibi işçi karıncaların rolü kolonilerde çok büyüktür. Yuvanın genişletilmesi, temizliği, yavruların bakımı, yuvanın korunması, yiyecek depo edilmesi ve daha pek çok görevi işçi karıncalar üstlenir. Şüphesiz yumurtalardan ilk olarak işçi karıncaların çıkması Allah’ın yaratmış olduğu özel bir durumdur. (kaynak: Britannica Compton’s genel kültür ansiklopedisi, sayı:11, sy:367)



Her şeyi kusursuz bir düzen içinde yaratan Allah, canlıları ihtiyaç içinde yaratmıştır ancak bu ihtiyaçlarını karşılayacak özellikleri de onlara vermiştir. Örneğin yılanların yapıları yaşadıkları ortama göre farklılıklar gösterir. Deniz yılanlarının kuyrukları rahat yüzebilmeleri için düz yaratılmıştır. Ağaçlarda çok fazla vakit geçiren yılanların kaburgaları daha esnektir, bu sayede hayvanlar ağacı rahatlıkla kavrar ve daha rahat hareket eder. Yerin derinliklerinde yaşayan yılanlar ise kalkanları burunlara sahiptir bu özellik sayesinde yerin derinliklerinde yaşayan yılan türleri yeri rahatlıkla kazabilir ve diledikleri derinliğe kadar inebilirler. Yılanları bu şekilde çeşit çeşit var eden de; onlar için yaşamlarını kolaylaştıracak sistemleri yaratan da Rabbimiz olan Yüce Allah’ dır. ( GEO Ekim 2009 sayı:46 )
Yerin ve göğün hakimi Alemlerin Rabbi olan Allah denizlerin altında da mükemmel sanatını bizlere göstermektedir. Sonsuz yaratma delillerinden biri olan torpil balığının sırt bölümünde başın her iki yanında elektrik organı bulunur. Bu organda yüzlerce altıgen prizma vardır ve her prizmada pile benzer plaklar bulunur. Bu mekanizmanın kontrolü beyin merkezindedir. Bu sistemler sayesinde torpil balığı ya kendini savunur ya da avını yakalar. Düşmanlarının veya avlarının cins ve büyüklüğüne göre tam canlıyı etkisiz hale getirecek miktarda elektrik akımı verir. Şüphesiz şuursuz olan bir canlı bu ayarlamayı kendisi yapamaz. Her canlıda olduğu gibi torpil balıkları da Allah’ın ilhamı ile hareket etmektedir. (Gelişim hachette ansiklopedisi sy:2223 )
Hayvanlar kimi zaman kendilerini korumak için kimi zamanda rahatlıkla avlanabilmek için kamuflaj tekniğini kusursuzca kullanırlar. Aklı olmayan, düşünemeyen bu canlılara bu hareketleri ilham eden hiç şüphesiz üstün güç sahibi ve her şeyin hakimi olan Yüce Allah’tır. Örneğin Acanthophis peronii türü yılanları av sırasında uykudaymış gibi tortop olur ve kuyruğunun ucunu havaya diker yani kertenkeleleri kendisine çekmek için kurtçuk taklidi yapar ve av geldiğinde yıldırım gibi saldırır (Geo dergisi ekim 2009 sayı 46 sy:126-127 ) ; bir diğeri fenerbalığı, başının üzerinde yer alan dikenlerden ilkinin ucunda, olta yemini andıran etli bir bölüme sahiptir. Bu "yemi" titreştirmek için başını sallar ve böylece diğer balıkları tuzağına düşürür. Leş orkideleriyse, ceset gibi görünüp ceset gibi kokan, büyük, morumsu çiçekler açarlar. Buradaki amaç da, gelip çiçeklerine konsun, çiçek tozlarına bulansın ve belki de, bir garantisi olmasa da, üremesine yardımcı olabilsin diye leş sineklerini kendine çekmektir.